Bir ödeme yapmak için kasa sırasındayım. Bir kadınla göz göze geliyoruz. "Tek kasa mı var?" diye soruyor. Ne yazık ki gibisinden mimikler yapıyoruz karşışıklı. Hafifçe arkama geçiyor. Biraz sonra sanki yanıma kaymış gibi geliyor. Sonra önümdeki bayanın işi bitince kasiyere bunlar indirimde mi diye uzatıyor elimdekileri. Kasiyer de" kırmızı etiketliyse indirimlidir" diyor. Emin olayım ona göre deneyeceğim diyor hala ek bir astı olmasını konduramadığım kadın. Kasiyer okutup indirimi onaylayınca geçireyim mi diyor veeee kadın GEÇİRİN diye cevap veriyor. O zaman artık soruyorum: "Siz benim arkamda değil miydiniz....?"
"Farketmemişim" diyor. "Kasiyer iptal edeyim mi?" diye soruyor. Yok diyorum iyce yavaşlatmayalım işi.
Çok garip bence ve hatta biraz da üzücü. Anneyse mesela bu kadın neler öğretiyordur çocuğuna, nasıl örnek oluyordur. Etrafi dolduran uyanıkların belki böyle çakal anneleri varmıştır.
Zaten yaptıklarımız ile ilgili sorumluluk katsayımızın hesaplanmasının hep çok zor olduğunu düşünmüşümdür. Bu küçük bir gündelik hayat dalaveresi ya da bir çinayet de olsa böyle. Hukusal adalet için mecburen göz ardı ediliyor bu tip şeyler, insan prsikolojisinin karmaşık dehlizleri masaya yatırılamıyor ama -varsa eğer- ilahi adaletin korkunç bir denklemle ve katsayılarla uğraşması gerek.
Dış faktörlerin yanlış yönledirmesine az maruz kalıp kötüyü seçenle, cok ve sürekli mazur kalıp kötüyü seçenler eşit masum ya da suçlu olmamalılar...
Etiketler
- Anlık Muhasebe (7)
- çıkışlarım (5)
- evimizin küçük insanları (2)
- Hikayelerim (3)
- inişlerim (2)
- Oğlum-canımın yongası (3)
- okurken (5)
- Sağlık (1)
9 Ocak 2013 Çarşamba
8 Ocak 2013 Salı
Geli Raubal
Hitler yüzünden ölen 50 milyon insandan biri, yeğeni. Ama çocuk yaşta Hitler gibi birinin sadist mazoşist sevgisine maruz kalmak, muhtemelen cinsel istismarını göğüslemek intiharina sebep oluyor. Aslında parti tarafından örtbas edildği için nasıl öldüğü kesin deği cinayet de olabilir. otopsi yapılmıyor sonrasında mezarına ulaşılamıyor.
Bir kadını, bir halkı sevmek...(!)
Bir kadını, bir halkı sevmek...(!)
6 Ocak 2013 Pazar
Batı Cephesinde Yeni Birşey Yok
...
Biraz daha aydınlık oldu. Aceleci adımlar geçip gidiyor. İlkleri geçti. Sonra yenileri. Makineli tüfek tak takları ucu bucağı gelmeyen bir zincir gibi uzuyor. Tam da biraz dönmek istediğim bir sırada yukarıda bir paldır küldür oluyor ve bir insan bedeni, bütün ağırlığı ve gürültüsüyle çukura düşüp üstüme kalıyor.
Ne birşey düşünüyorum ne de bir karar veriyorum. Sadece hançeri çılgınca saplıyor ve yabancı bedeninin önce nasıl titreyip sonra nasıl yumuşaklaştığını hissediyorum. Kendime geldiğim zaman elim yapış yapış ve ıslak.
....
Batı Cephesinde Yeni Birşey Yok (im westen nichts neues)
Erich Maria Remarque
1933 yılında Hitler tarafından yakılanlardan, sessiz film oynarken sıkça sorulanlardan, piyon gibi insan kullanma yetkisi olan herkesin okuması -belki de bu düzenin adamı kalabilmek için bilakis kesinlikle okumaması - gereken bu kitap, mantık yığını Almanlar savaşın anlamsızlığını göremeden bir dünya savaşından çıkıp öbürüne yine koşa koşa girdilerse daha nice yüzyılların kült özeti olarak kalır sanırım. (cephelerin savaşların adı konmasa bile)
Yabancılaşma ne gibi durumlarda pozitif birşeydir sorusuna da cevap olacaktır sanırım. Çapımızı çok aşan durumlarda tutunmak için basitleşmek ve düşünmeyi azaltmak ya da düşünme doğrultusunu toptan değiştirmek ve mümkünse eski hayatımıza yabacılaşmak tek çıkış yolu olabilir.
Yine kitaptan
...Milletlerin birbirlerine zorla düşman edildiğini ve hiç ses çıkarmadan, hiçbir şey bilmeden budala, uysal ve bönce birbirlerini öldürdüklerini görüyorum. Dünyanın en zeki beyinlerinin, bütün bunları daha ustaca ve daha devamlı yapmak için yeni silahlar ve yeni laflar bulduklarını görüyorum...
Biraz daha aydınlık oldu. Aceleci adımlar geçip gidiyor. İlkleri geçti. Sonra yenileri. Makineli tüfek tak takları ucu bucağı gelmeyen bir zincir gibi uzuyor. Tam da biraz dönmek istediğim bir sırada yukarıda bir paldır küldür oluyor ve bir insan bedeni, bütün ağırlığı ve gürültüsüyle çukura düşüp üstüme kalıyor.
Ne birşey düşünüyorum ne de bir karar veriyorum. Sadece hançeri çılgınca saplıyor ve yabancı bedeninin önce nasıl titreyip sonra nasıl yumuşaklaştığını hissediyorum. Kendime geldiğim zaman elim yapış yapış ve ıslak.
....
Batı Cephesinde Yeni Birşey Yok (im westen nichts neues)
Erich Maria Remarque
1933 yılında Hitler tarafından yakılanlardan, sessiz film oynarken sıkça sorulanlardan, piyon gibi insan kullanma yetkisi olan herkesin okuması -belki de bu düzenin adamı kalabilmek için bilakis kesinlikle okumaması - gereken bu kitap, mantık yığını Almanlar savaşın anlamsızlığını göremeden bir dünya savaşından çıkıp öbürüne yine koşa koşa girdilerse daha nice yüzyılların kült özeti olarak kalır sanırım. (cephelerin savaşların adı konmasa bile)
Yabancılaşma ne gibi durumlarda pozitif birşeydir sorusuna da cevap olacaktır sanırım. Çapımızı çok aşan durumlarda tutunmak için basitleşmek ve düşünmeyi azaltmak ya da düşünme doğrultusunu toptan değiştirmek ve mümkünse eski hayatımıza yabacılaşmak tek çıkış yolu olabilir.
Yine kitaptan
...Milletlerin birbirlerine zorla düşman edildiğini ve hiç ses çıkarmadan, hiçbir şey bilmeden budala, uysal ve bönce birbirlerini öldürdüklerini görüyorum. Dünyanın en zeki beyinlerinin, bütün bunları daha ustaca ve daha devamlı yapmak için yeni silahlar ve yeni laflar bulduklarını görüyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

