9 Ocak 2013 Çarşamba

Allahın işi zor

Bir ödeme yapmak için kasa sırasındayım. Bir kadınla göz göze geliyoruz. "Tek kasa mı var?" diye soruyor. Ne yazık ki gibisinden mimikler yapıyoruz karşışıklı. Hafifçe arkama geçiyor. Biraz sonra sanki yanıma kaymış gibi geliyor. Sonra önümdeki bayanın işi bitince kasiyere bunlar indirimde mi diye uzatıyor elimdekileri. Kasiyer de" kırmızı etiketliyse indirimlidir" diyor. Emin olayım ona göre deneyeceğim diyor hala ek bir astı olmasını konduramadığım kadın. Kasiyer okutup indirimi onaylayınca geçireyim mi diyor veeee kadın GEÇİRİN diye cevap veriyor. O zaman artık soruyorum: "Siz benim arkamda değil miydiniz....?"
"Farketmemişim" diyor. "Kasiyer iptal edeyim mi?" diye soruyor.  Yok diyorum iyce yavaşlatmayalım işi.

Çok garip bence  ve hatta biraz da üzücü. Anneyse mesela bu kadın neler öğretiyordur çocuğuna, nasıl örnek oluyordur. Etrafi dolduran uyanıkların belki böyle çakal anneleri varmıştır.

Zaten yaptıklarımız ile ilgili sorumluluk katsayımızın hesaplanmasının hep çok zor olduğunu düşünmüşümdür. Bu küçük bir gündelik hayat dalaveresi ya da bir çinayet de olsa böyle. Hukusal adalet için mecburen göz ardı ediliyor bu tip şeyler, insan prsikolojisinin karmaşık dehlizleri masaya yatırılamıyor ama -varsa eğer-  ilahi adaletin korkunç bir denklemle ve katsayılarla uğraşması gerek.

Dış faktörlerin yanlış yönledirmesine az maruz kalıp kötüyü seçenle, cok ve sürekli mazur kalıp kötüyü seçenler eşit masum ya da suçlu olmamalılar...





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder