Yine de cd'ler fikrimi değiştirirse yazarım.
Etiketler
- Anlık Muhasebe (7)
- çıkışlarım (5)
- evimizin küçük insanları (2)
- Hikayelerim (3)
- inişlerim (2)
- Oğlum-canımın yongası (3)
- okurken (5)
- Sağlık (1)
18 Nisan 2014 Cuma
Sesli Kitap
Vakti zamanında kreşe başlamadan önce Ege'yi annemlere götürüp getirirken arabada geçen zaman, yalnız salata, yemek yaparken geçen zaman için pek ideal görünmüşlerdi de almıştım bir kaç tane. Sonra bir de hediye geldi. Şiir ezberlemeye de vesile olur diye ummuştum ama şu ana kadar sadece Aragon şiirlerini dinledim. Bugünse Dede Korkut öykülerine erdi elim. Şiir dinlemek hevesiyle açıp bandrol bilgilerini her seferinde dinlemek keyifsiz bence. Bir de aynı şiir farklı çevirilerle okunmuş, en azından aragon için öyle. Dedem Korkut daha güzel geldi ama cd'yi her başlatışta bir eğitsel bölüm dinlemek kitap okurken ulaşılabilecek hayal alemine girebilmeyi imkansız kılıyor. Sanki daha ziyade alternatif yöntemlerle ders sevdirmeye uğraşan, mesleğine emek veren öğretmenler için uygun-keşke edebiyat öğretmeni mi olaydım-.
14 Nisan 2014 Pazartesi
Okumak mı okumamak mı?
Okumaya zaman ayımanın en önemli püf noktası sanırım o anki ihtiyacı tahlil edip ona göre kitap seçebilmek.... Doğumlardan sonra daha kısa süreli okumayla da güzel giden öykü kitapları kurtarıcı oldular bana. Dar zamanlarda tadımlık bir okuma keyfi sunarken kısıtlı konsantrasyonla da idare ettiler. Zorlu bir roman gibi içlerine almak için sayfalarca uğraştırmadılar ama edebiyat tadını da esirgemediler. Sadece bu yuzden değil tabi öyküleri sevişim. Sabahattin Ali, sait Faik, Ferit Edgü, Stefan Zweig, Barış Bıçakçı, Ayfer Tunç ne çok sebep var öykü türünü sevmek için hele bir de kendim yazarken görünce serip, toplamanın bir yandan da cümleleri keyifli okutmanın zorluğunu..
Nasıl ki benim bu zamanlarda okuyabilmem öykü kitapları sayesinde mümkün olduysa, şu link de size bir yol gösterebilir belki:
Sağlık için alışveriş
Gündemimdeki çeşitli linkleri burda paylaşmak istiyorum:
http://www.senkoyluler.com : peynir,salça, sabun gibi mutelif ürünler var. Güncel fiyatları kapsayan bir katalog sordum henüz yollamadılar.
http://www.miraninyaglari.com : keten tohumu yağı, çörekotu yağı, kayısı, badem yağı gibi ürünler var. Ben cilt için badem ve kayısı yağı kullanıyordum zaten ama bitince burayı deneyeceğim. Keten tohumu yağını da almayı düşündük faydalarını okuyunca. Fakat sonra saklama koşullarında çok özen geriktirdiğini görünce güvenilir bir yerden toz şeklinde almaya karar verdim. Araştırmalarım devam edecek.
http://www.nerolinn.com : ekolojik koşullarda doğal yöntemlerle elde edilmiş ve doğallığı tescillenmiş hammaddeleri kullanarak yüksek kalitede sağlığınıza yararlı ürünler satıyor.
http://www.yesilanne.com : burdan aldığımız muhtelif deterjanlar bugün geldi. Umarım memnun kalacağız. Bu deterjanlarla karbonatlı, çamaşır sodalı, sirkeli, arap sabunlu önerileri dönüşümlü olarak kullanarak kimyasalı bol deterjanlardan evi temizlemeye çalışıyorum.
Daha bugün kullandığım vücut yağındaki parabenleri keşfetmiş biri olarak bundan sonra içindekilere daha fazla özen gösterebilmeyi umuyorum. Sabun, şampuan, vücut yağı konusunda da doğal alternatifleri yakında deneyeceğim inşallah. Sabun ve yağ konusunda nerolinn biraz pahalı, bakalım başka alternatifler var mı?
Asansörler
Neden kimse iplemiyor asansör kapılarındaki öncelik işaretlerini. Sanırım sokaktaki çocuklu dilencilere , çocuklarını istismar ettikleri için çıkışmayı görev edindiğim gibi bu konuyu da benimsiyeceğim. Bebek arabası varken daha kibar, sonra kendi ihtiyacım bitince pusetli bekleyen ailelerin yanında iki dakika durup daha agresif olarak ihtar ediciim. Challenge accepted (aaaah Barney o final hic yakışmadı yav)
İki Kalas Bir Heves
Ege'nin 3 yaş civarındayken Pembe Kurbağa tiyatrosunun bir oyununa gitmiştik. Ege de ben de pek hoşlanmamıştık. Bu sezon iki kez Tiyatro Tempo oyunlarına gittik. İkisini de çok beğendik. Hatta Ege ikinci gidişimizde oynaya zıplaya girdi kapıdan.
Çok dolu olmuyor, o yüzden gidince kapıdan alıyoruz biletimizi.. Küçük ama sevimli bir sahnesi var. İlk gittiğimiz oyun " karagöv ve cadılar" güzel bir karagöz gösterisini, bir de küçük jonglör ve ipli kukla gösterisini kapsıyordu. İkinci oyun ise "Küskün Koca Ağaç", bir kukla oyunuydu. Oya doğduktan sonra ana oğul başbaşa sinema tiyatro keyfi çok güzel oluyor. Ritüel olarak beklerken süt içip sohbet ederekten, ev telaşesinden uzak, sadece ikimiz, birbirimizin tadına varıyoruz.
12 Nisan 2014 Cumartesi
Yaşasın Şişmanlık
Kıyafet alışverişi yapmanın önünde ciddi bir engel şişmanlık. Almaya temayül olsa bile yakışmadığından alası kaçıyor insanın. Hem para hem zaman tasarrufu. Heleki şişman hal için kıyafet de azsa hep aynı şeyleri giymek büyük nimet. Ama yine de zayıf ama az öz alan Ben bir gün dönecek umoorum:)
6 Nisan 2014 Pazar
Şablonsuz Annelik
Yıldız Silier'in "oburluk çağı" isimli kitabını okudum bir süre önce... kitaptan bir tanım, ideoloji: bir toplumsal grubun dünyayı anlamlandırırken kullandıkları kavramsal çerçeve.
Silier anneliğin standartlaştırılıp, deneyimin kendisinden soyutlanması, zorunluluk, doğallık, adanmışlık, fedakarlık kisvesi altında kadınlara dayatılmasına annelik ideolojisi diyor...
Yemek yapan, çamaşır yıkayan, en azından çocuklar büyüyene kadar evde kalan tipik bir yuvayı yapan anne şablonunun ideal olarak dayatılması bambaşka annelik deneyimleri olduğunu yadsıyarak anneliğin standartlaştırılması kadınların üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor.
"Egemen annelik ideolojisi, "anneliğin doğasını" anlattığını iddia etsede sadece beyaz orta sınıf kadınların deneyimini genelleştirerek herkes için "ideal anne"yi tanımlaması nedeniyle sorunludur. Bir süreliğine evde kalarak tam zamanlı annelik yapmak, ya sadece gelir durumu görece iyi olanların kullanabileceği bir olanak, ya da herkese dayatılan bir ideal olmaktan çıkıp, tüm kadınların dilerse kullanabilecekleri bir hak haline geldiğinde, farklı annelik deneyimleri, tek bir "annelik ideolojisi"nin baskısı altında kalmadan yeşerebilir."
organik pazar pazar gezenler, kurs kurs çocuk gezdirirken kendini kaybedenler, işe başlayınca çöreklenen vicdan azaplarıyla baş edenler, mükemmel anne olup mükemmel çocuk yetiştirmenin kodlarını hep dışarda, dayatılanda arayanlar, sırtında çocuğuyla tarlada çalışıp yine de gayet güzel kotaranlar, kendi çocuğunu annesine bırakıp başkalarının çocuğuna bakarak çalışmak zorunda olanlar, yüksek standartları mutlu çocuk için şart görenler, kariyer yapmak istediği için şuçlu hissedip hissettirilenler, köyde 9.yu doğurup elinden geleni yapanlar....hepsi ayrı bir deneyim, hepsi şablonlardan bağımsız değerlendirilmeli...
Kitap pek çok konuya böyle farklı bakış açıları sunuyor.
5 Nisan 2014 Cumartesi
Yataktan cikan minik pembe corap
Oya'm aramıza katıldı...bizi süsledi ,çoğalttı...rollerim iyice çoğaldı, bir çocuk annesi, iki çocuk annesi, oğlan annesi, kız annesi, 4 yaş annesi, lohusa, eş, kardeş, arkadaş, dost, elbet bir gün işe dönecek mühendis, evlat...Tüm bunların arasında sadece Müge nereye sıkıştı acaba? "Bir çocuktan katil yaratan" (Rakel Dink) bu ülkede nasıl cesaret ettik ikinci çocuğa bilmiyorum ama yatağı toplarken pembe bir çorap bulmak tüm karanlıkların içinde güneşe nazır yenilen bir külah dondurma sanki:)
Umarım elime yüzüme bulaştırmadan, kendi heveslerimi de sürekli kursağımda bırakmadan ve hep bir yetişme telaşı içinde en keyifli anları bile görevleştirmeden sakin sakin huzurlu huzurlu tadını çıkararaktan kotarabilirim önümüzdeki yılları... Tadını unutmamak ve daha kolay farketmek için, buraya da yazmaya karar verdim... Kendi kafamın iz düşümünü almak hem daha iyi algılamayı, daha sistemli düşünmeyi, hem de daha çok tadını çıkarmayı sağlıyor çünkü...
Yarın annelik rolüne dair okuduğum bir şeyleri benim prizmadan geçirip yazacağım insallah... Planlı gitmezsem kaytarırım zira, söz vereyim de mecbur kalayım:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







