Silier anneliğin standartlaştırılıp, deneyimin kendisinden soyutlanması, zorunluluk, doğallık, adanmışlık, fedakarlık kisvesi altında kadınlara dayatılmasına annelik ideolojisi diyor...
Yemek yapan, çamaşır yıkayan, en azından çocuklar büyüyene kadar evde kalan tipik bir yuvayı yapan anne şablonunun ideal olarak dayatılması bambaşka annelik deneyimleri olduğunu yadsıyarak anneliğin standartlaştırılması kadınların üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor.
"Egemen annelik ideolojisi, "anneliğin doğasını" anlattığını iddia etsede sadece beyaz orta sınıf kadınların deneyimini genelleştirerek herkes için "ideal anne"yi tanımlaması nedeniyle sorunludur. Bir süreliğine evde kalarak tam zamanlı annelik yapmak, ya sadece gelir durumu görece iyi olanların kullanabileceği bir olanak, ya da herkese dayatılan bir ideal olmaktan çıkıp, tüm kadınların dilerse kullanabilecekleri bir hak haline geldiğinde, farklı annelik deneyimleri, tek bir "annelik ideolojisi"nin baskısı altında kalmadan yeşerebilir."
organik pazar pazar gezenler, kurs kurs çocuk gezdirirken kendini kaybedenler, işe başlayınca çöreklenen vicdan azaplarıyla baş edenler, mükemmel anne olup mükemmel çocuk yetiştirmenin kodlarını hep dışarda, dayatılanda arayanlar, sırtında çocuğuyla tarlada çalışıp yine de gayet güzel kotaranlar, kendi çocuğunu annesine bırakıp başkalarının çocuğuna bakarak çalışmak zorunda olanlar, yüksek standartları mutlu çocuk için şart görenler, kariyer yapmak istediği için şuçlu hissedip hissettirilenler, köyde 9.yu doğurup elinden geleni yapanlar....hepsi ayrı bir deneyim, hepsi şablonlardan bağımsız değerlendirilmeli...
Kitap pek çok konuya böyle farklı bakış açıları sunuyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder