26 Ocak 2012 Perşembe

Kuyu,pusula,rapunzel,hasret,randevu,korluk,bahar,yagmur kelimelerini kullanarak 500 kelimelik bir hikaye

Son iki aydır tam anlamıyla pusulamı şaşırmış durumdayım. Karar vermeye calışıyorum ama beynim bir labirentin içinde dönüp duruyor sanki. Bir gece en doğrusu karımın dizinin dibinden ayrılmamak; ikinci gece Meral Hanım'ın tombul kollarında geçecek bir ömür için herşeyi yaparım; üçüncü gece haydi yine 2 çocuğumuz var oturayım oturduğum yerde.

Yol yordam bilemeyen, bilmeyen bir koca oldum yıllardır. İlk randevumuzda konu her nasılsa masallara gelmişti de Rapunzel'in saçına asılabilecek kadar çelimsiz bir prensi neden tercih etmiş olabileceğini tartışırken "alternatifi yoktur belki" demiştim. Karım da o vakit bayağıca sıska, kocaman gözlüklü ve popülerlikten hiç nasibini almamış bir üniversite son sınıf öğrencissi olduğundan heralde, üstüne alınıp bayağıca durulmuştu. Ama alternatifsizlikten hakikaten o gün gönlünü almakta kalmamış 6 ay içinde de annemleri istemeye yollamıştım. Rutinin güvenli sularında dertsiz tasasız, içimizde kodlu olan maksimum mutluluk seviyesini de iyi kötü tutturarak geçirdik yıllarımızı.

Geçen pazar yağmurlu havanın tadını çıkarmak için birebir olan cam balkonumuzda, edi ile büdü otururken- ben için için bir de Meral Hanım`la oturuyordum esasen- radyoda Timur Selçuk " Beni dipsiz kuyularda merdivensiz bıraktın" şarkısını söylüyordu. Tam ben karıma merdivenlerimi yaktı diye kızarken onun da gözlerimin içine aynı sistemle baktığını farkettim. Karım da sanki tedirgin oldu biraz hızla bardakları toplayıp mutfağa girdi. Bir yandan da anlatıyordu. Türk sanat müziği korosunda bu şarkıyı söylerken İrfan Bey tam anlamıyla döktürüyormuş, çok efendi adammış, eşi üç sene önce vefat etmiş, tek oğlu varmış, bizimkiler gibi uzaktaymış ama küçükmüş, master yapıyormuş, geç evlenmişler , çocukları da olmamış hemen, çok nevi şahsına münasır bir beymiş, bazen korodaki hanımların hepsini kırıp geçiriyormuş gülmekten, ama o anda bile beyfendiliğinden birşey kaybetmiyormuş, karım da sevmezmiş zaten kendi espirisine önden önden kocaman kahkahalar patlatanları. Bu ilk duyuşum değildi İrfan'i ama öncekiler de İrfan bey de DSİ`den emekli, İrfan Bey toplu taşıma araçlarını kullanmak taraftarı gibi anlık dozlar veriliyordu heralde ki farketmemişim. Evet belki karım da o ilk randevu da ben mecburiyetten onu seçiyorum diye değil de hayatının İrfan'ını bulma ihtimalini artıracak kadar seçeneği olmadığı için burulmuştur o kadar çok. Çoktan seçmeli başlamayan birlikteliğimiz 30 sene sonra bugün ortaya tahminen ilk defa çıkan ikinci seçenekler sayesinde doğru yola girecekti.

Planlı bir manevrayla öncelikle İrfan'ı bir tartmak uygun düşerdi. Salı günkü konserlerinde pür dikkat kesilip, İrfan henüz karımı farktemediyse farkettirecek yok zaten farkettiyse der karımı içinde yüzdüğü körlükten çıkarmaya çalışacaktım. Salı öğlen tombik ve sevimli ve sessiz ve ağırkanlı Meral Hanım'la öğle yemeği sonrası kahvelerimizi içtik. Masalarımıza geçmeden de bir kaç komik mail okuduk. Meral Hanım pek komik sayılmazdı, e ben de İrfan kadar iyi değilim ki karım kendini kuyularda hissediyor benimle.

Öğle yemeği keyfi bana gerekli enerjiyi kazandırmıştı. akşam direk işten konser salonuna gittim. Bizimkiler -belki ilerde ailecek de görüşürüz- prova yapıyorlardı. Erkekler arkada bayanlar önde ama İrfan karımın sağ çaprazında, karım nota kaçırınca işaret etmeler, basamaktan inerken yardım etmeler, karımda senelerdir görmediğm o mahçup gülüş. Prova sonrası karıma görününce biraz tedirgin oldu sanki ama ben arkadaşlarıyla tanışmak istesem de İrfan'a sira gelmedi zaten İrfan da pek oralı gözükmedi.

Konser sonrasında çayımı alıp yanaştım İrfan'a açtım konuyu direk. Görünen köy klavuz istemezdi. Aralarından su sızmıyordu. Zaten yoluna girmiş olduğunu gördüğüm süreci biraz hızlandırmasını rica ettim. Kendi planıma o kadar odaklanmıştım ki. İrfan napar nederi son noktadan sonra gördüm. Çok şaşırmıştı bunca açık sözlülük pesti doğrusu.İrfan pek sütten çıkmış ak kaşık sayılmazdı.Koroya ilk katıldığı aylarda Ayla Hanımla bir süre birbirlerini tanımaya çalışmışlar şimdi de Selma Hanıma aşıkmış. Ama bu aralar pas vermiyormuş Selma Hanım. Benim mağdur karıcığımı da kıskandırmak için kullanıyormuş meğer. Kanım dondu İrfan'ın ve kendimin yarattığı bu antropoz kokan planlar karşısında. Ama çok da kafa yormadım.

Ertesi sabah baktım karım uzun uzun toplu koro fotoğrafına bakıyor. Belli ki İrfan'i süzüyor. Belki de henüz karşılıksız olsa da onun da yeni seçeneklere rahatça şans verebilmesini ve daha kolay aydınlanmasını sağlamak için akşam yemeğinde konuşmaya karar verdim. Ama önce hemen çıkmalı, yoldan Meral Hanım'ı arayıp erken gelmesini tembihlemeliydim. Hem simit-peynir seansından hem de öğlen yemeğinden gelecek enerjiye ihtiyacım vardı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder